35. Sayımız Çıktı!

07 Ekim 2021

TAKDİM

Memleketin madde miyarıyla vaziyeti aşağı yukarı şöyledir: Vatandaş, yüksek tansiyondan değil de yüksek enflasyondan kaynaklı olarak iktisadî bir beyin kanaması geçirmekteyken, başına serin suların zammından maşrapa maşrapa dökmek icap ederdi ama vatandaşın kel başına zamlar, tam da Çin işkencelerinden vareste bir usulle damla damla ve aralıklarla damlatılmakta, bu da vatandaş başına düşen her damladan sonra bir sonrakini, hem de balyoz etkisi göstermek üzere sıraya koymaktadır…

Ya mana miyarıyla?

Bir kere biz, memleketimize has memleket evladı nazarıyla baktığımızda, orada tam bağımsız bir memleket görememekteyiz!

Bu saklı bağımlılık bağlamında da zaten, memleketin saklı olmayan sayısız yarası vardır: Üç buçuk soysuzun televizyon ekranlarından vatanın aslî sahiplik pozuyla sırıtması, çıplaklık, sarhoşluk, faizi teşvik neşesindeki tefeci devlet aygıtı, kumarı kurmak kafasındaki krupiye devlet mantığı, oranlanmış -sınırlandırılmış!- İslam, yapmacık hayat, yalan saadet, günah, haram, rüşvet, torpil, kanunsuzluk, hırsızlık… Allah indinde değil ama bu vasatta Türkiye’deki en ucuz metanın da fikir olduğunu kaydetmeden geçmeyelim… Üstelik fikir diye, sağda ve solda, muhafazakâr ya da Kemalist takılanı fark etmez, her halükârda üç buçuk soysuz sayılabilecek bir güruhun, apışlarındaki arayı değil de kalemlerindeki mürekkebi sattıkları bir vasatta gelin de “Gel de yaşa!” isimli arabesk parçayı hatırlamayın!

Evet; Türkiye, 2021 yılı itibariyle, ama sadece madde ve mana cihetiyle namuslu kalmış kimseler için tam da “Gel de yaşa!” nidasına muhatap kılınacak bir çileler ülkesi haline gelmiştir!

Wikileaks vasıtasıyla ABD’nin sızdırılan belgelerindeki CIA komutu “Taliban’ın kadınlara zulmettiğine dair yalan haberler uydurun!” diye ifşa olur ama kimseler kalkıp da bunun Türkiye’deki müteallik fahişelerine dikkat çekmez, yalana kanmak değil de, yabancı ve emperyal bir ülkenin müdahale hiyerarşisi içinde bulunulduğundan dem vurmaz!

Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın, Dünya Sağlık Örgütü ismindeki, her açıdan şerli ve her açıdan negatif muamma yapılanmaya adeta ev ödevi ifa eden öğrenci saflığıyla teslimiyeti görülmez ve göreni de kurulu ve amade sistem “Aşıya ve bilime karşı!” diye tecrim etmeye kalkar…

Heyhat!

Kendi kafalarının mengenesiyle zapt edip arz ettikleri “bilim”in tarihinde “pardon”u, “tuh”u, “ha gittir”i sayısız adet çoktur da, bu ülkeyi idare mevkiindekilerin “Dur bakalım!”ı, “İzah et önce!”si, “Ardını göreyim bi!”si yoktur!

Gelin de manzaranın takdim çerçevemize sığmayan geri plânına siz bakın ve bizi daha fazla konuşturmadan cevap verin:

-Türkiye, belirttiği perişan vaziyetiyle sizce ne kadar tam bağımsızdır?

Her ne ise ne…

“Gel de yaşa!”ların çilehanesi haline gelmiş Türkiye, bizim kendisinden başka yaşama mahfili olmayan vatanımızdır ve onu madde ve mana cihetiyle tam bağımsız kılana kadar, dâhilî ve haricî her çıkıntıyla mücadele etmek de ölümüne şiarımızdır!

 Mesaj ile sipariş vermek için tıklayınız>>

Son Tweetler

Muhasebe - Mehmet Fatih Öztürk Seriyye Dergisi - Sayı 35 https://t.co/OOOmnP0ckv
Cehaletle Savunulan Dava - M. Sefai Aydoğdu Seriyye Dergisi - Sayı 35 https://t.co/CfaXK6u5CR
Müslümanın Şahsi Hayatı Yoktur! - Medine Aksema Seriyye Dergisi - Sayı 35 https://t.co/pw1NAnttPd
Takip Et Seriyye Dergisi on Twitter

Dergiler

Servet Turgut'un Kaleminden

© 2018 Seriyye Dergisi