42. Sayımız Çıktı!

24 Mart 2022

TAKDİM

Bugün 18 Mart 2022… Meşum tabloya göre Türkiye’de covid sebebiyle ölenlerin sayısı 128… Maske, mesafe kurallarının kaldırılması bir yana, sanki bir devr-i sükût geldi ve salgın bahsini devlet ve millet dimağımızdan silip attı… Oysa geçen sene bu zamanlar, mesela 18 Mart 2021’de salgından günlük ölüm adedi 81 idi ve tam da o günlerde devlet, sokakta maskesiz gezenlerin tepesine Ümraniye Sapığı’ymış gibi binmekte, fahiş cezalar kesmeden de salmamaktaydı!

Aradan geçen bir yılda, devlet tavrındaki taban tabana bu iki zıt tutumu, gene devletin bizzat kendisi azamî “Virüs, güçten düştü!” diye bıyık altı bir edayla izah edebiliyor… Yani edemiyor! Ve bize buradan, izahı mümkün tek bir vaziyet kalıyor:

-Türkiye’de, eşya ve hadiseler karşısında özgün tutum takınılmasını salık verecek fikir örgüsü, devlette yoktur ki; onu millete teşmil etsin!

Kendisi Dünya Sağlık Örgütü’ne muhtaç ve tabi bir dede, kaldı ki gayrıya himmet edip yol göstere!

Eleştirimiz; ne partisel, ne dönemsel… Aslında yaptığımız şey, eleştiri de değil… Vaziyetin tespiti… Bu satırları yazarken, bir köşesi bilgisayar klavyesi üzerine sarkmış gazetede bir haber görmekteyiz… NASA, 2025 yılında Mars’a astronot göndermekte kullanacağı roketleri tanıtmış… 1972 Apollo-17 misyonundan sonra Ay’a da, ilk defa 2025’te insan götürecekmiş…

Bizde uzay bağlamında en güncel tartışma, 2023’te Ay’a sert inmeyi (yani çakılarak ulaşmayı) planlayan Milli Uzay Programı zatında gerçekleşti. Müzmin muhalif basın organlarının, “2023 Ay’a sert inişe 20.000 TL bütçe” haberiyle yaptığı manipülasyon bir yana, gerçekte de bu alanda belirttiğimiz akamet, hüzünlendirici… Hindistan Uzay Ajansı’nın 2022 yılı bütçesi, 1.8 Milyar dolar… Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın Eylül 2021'de açıkladığı orta vadeli programa göreyse Türkiye Uzay Ajansı’nın 2022 bütçesi, 61 milyon 293 bin TL… Yani 4 milyon dolar… Bakalım, yatırım programına konulduğu halde ödeneği, gene ödenek yetersizliğinden peşinen belirlenmeyen “Ay’a Sert İniş” projesine devletin diğer keselerinden ne aktarılacak… Ya da aktarılabilecek mi?

Bu ayrı mevzu ama 2022 yılı için NASA’nın ABD yönetiminden istediği bütçenin 24.8 milyar dolar olması da, derin bir kemmiyet ve keyfiyet ayrılığı içinde, aynı mevzu!

NASA, birkaç ay evvel, uzayın derinliklerini izlesin diye gönderdiği James Webb Teleskobu için 10 milyar dolar harcamıştı… James Webb ile değil ama dikkat celp etmeye çalıştığımız zaviyeden bakarsanız, NASA demek, ABD demektir! Yani NASA’ya, yürüttüğü projeler ve kullandığı bütçeler üzerinden bakarsanız, ABD’ye tek tek bin unsur üzerinden değerlendirme bakışı atmanıza icap kalmaz!

Sözlerimiz, Üstadımızın şu beyitinin burcundan, düşman cenahına doğru bakış edalı:

“Ey düşmanım! Sen benim ifadem ve hızımsın

Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!”

Dev düşman karşısındayken, onu cüce bilip kendini dev zannetmek, sarsaklıktır! Dev düşman karşısındayken esas olan, düşmanı tam manasıyla kavramak ve kaçınılmaz çarpışma için ona karşı kuvvet hazırlamak… Bunu bizden, Allah istiyor! (Enfâl-60)

Oysa bizde en halis işler bile, fikirsiz iktidar ile fikirsiz muhalefet arasındaki bir didişin patronajında helake terk edilir… Nur içinde yatsın, Özdemir Bayraktar’ın şahsi kabiliyet ve halis niyetiyle başlayan ve oğlu Selçuk Bayraktar şahsında ilerleyerek devam edegelen İHA-SİHA mevzuunun hikâyesini bir okuyun, hem de Ak Parti devrinde başından geçenlere bir nazar atın! Ak Partili kaç Bakan, kaç vekil, kaç belediye başkanının, Özdemir Bayraktar’ın İHA-SİHA’ya odaklanmış atölyesini, hem de hatırlı dostların ricasıyla ziyaretten sonra gıyapta “Bıraksın bu boş işleri, işine gücüne baksın!” dediklerini görecek, sonra mukadderatın Allah indinde kıyılan bir nikâhın himmetiyle husule geldiğini anlayacak ve “Oh, böyle bile olduysa, çok şükür!” diyeceksiniz…

Şimdi; eşya ve hadiselerin akışı içinde maddeyi tesir işinde BAYRAKTAR’ın gösterdiği bu başarıyı yalnız fikirsiz değil, aynı zamanda fikrin düşmanı da olan müzmin muhalefet “BİM’de de satılıyor!” diye değersiz kılmakta… Peki ya iktidar cenahı-hinterlandı bu hadiseyi, anlaması gerektiği vasatta anlamakta mıdır? Elbette hayır…

İşi, sadece övmek, mutlaka övmek, kesintisiz övmek olan ve kalemi ile umursuz bir buzağı dili arasında keyfiyet açısından pek de fark bulunmayan yağdanlık kadrolarına göre Türkiye, artık dünyanın en süper gücüdür! İsrail Türkiye’ye, sadece biâtını bildirmek için gelmiş, ABD ile Rusya, hayatta kalabilmenin tek yolunu Türkiye ile hareket edebilmekte görür olmuştur!

Ah öldürücü hamaset! Ah, kendini böceklerden daha sefil bilmek şeklinde tecelli eden düşüklük hissinin, tersinden eşiti, öldürücü hamaset ah!

Hani, başı hunili, parmaklarının mızrabıyla dudaklarının tellerini tıngırdata tıngırtada gezen bir deli “Bu şehrin kralı benim!” deyince, şehirdeki hiç kimse krallık mevzuunda onu kıskanmaz ve onun krallık ihtimalini engellemek için harekete geçmez ya; bütün konuşma ve yazma kredilerini, en başta “Delidir işte!” bankasından çeken fikirsiz destek siloları, sonra da yağlanmayı seven idare mekanizmasında bahşişlenir ve bu süreçte de olup biten, fikirsiz köstek grupları ile fikirsiz destek grupları arasında potansiyelini aktive edemeyen Türkiye’ye olur!

Rusya’nın, Ukrayna’ya umursuz girmesi ve Batı’nın dev bir yumruk şeklinde sıklaşma meyline karşı nükleer başlıklı füzelerini gösterip “Bana doğmayan güneş, kimseye doğmaz!” demesi, fikri olan herkese bir şeyler söylemeli! Çin’in Tayvan’a, Ukrayna usulü bir iştahla sulandığı bugünlerde, nükleer silahı olanın, dünya siyasetine de peşin alıcı rolüyle girişler yaptığını daha belirgin görmek mümkün olacak… Bu süreçte, Türkiye için en elzem ufkî hedef, türlü siyaset cambazlıkları ederek yakın gelecekte nükleer güçlerden biri olmak şeklinde belirmeli… Bunun içinse evvela, fikirde nükleer güç belirtecek bir örgü şart…

Fikirde lif lif örülmeden, bizi fiilde dik dik yürütecek kuvvet, serâpâ hayaldir!

Vaziyete bakın ki; mukadderatımız, biz:

“Devlet-millet bütününe bütün bakışlı-bütün akışlı-bütün örüşlü fikir lazım!”

Derken, bunu:

“Hükümetimiz, yirmi yılda şu kadar kütüphane yaptı! Kız çocuklarının okuma oranını da şuralara yükselttik!”

Diye zatına, lazımı hazır ettiği için övgüler dizdiğimizi sananların eline kalmıştır!

Bunu, işimizin ne denli zor ve zor olduğu çapta ne kadar mübarek olduğu anlaşılsın diye kaydettiğimizi, bize değilse bile fikrimize aşina olanlar, bilir!

 

Mesaj ile sipariş vermek için tıklayınız>>

Kitapyurdu üzerinden sipariş vermek için tıklayınız>>

 

Son Tweetler

Cemal Kaşıkçı Diye Biri Hiç Doğmamış, Hiç Doğranmamış Gibi Davranmak! - Servet Turgut Seriyye Dergisi - Sayı 45 https://t.co/7AIQ4VTU9X
RT @SeriyyeVakfi: Ümmetin başı sağolsun! Derin bir hüzne garkız! #MahmudEfendiHazretleri Allah’ı seven, Allah’ı sevdiren, Allah’ın sevdi…
Futbolizm Kıskacında - Türkiye - Alper Sancar Seriyye Dergisi - Sayı 44 https://t.co/He2po0sQK1
Takip Et Seriyye Dergisi on Twitter

Dergiler

Servet Turgut'un Kaleminden

© 2022 Seriyye Dergisi