Milletimize Seslenişimizdir!

Yazan: 19 Temmuz 2023 748

1-) Bugüne dek, ne Ak Parti’nin bir bardak çayını içtik, ne de Ak Parti üzerinden devletin bir tek kuruşuna elimizi değdirdik…

2-) Böyleyken siyasetin yüzüne tükürüp, işi saf fikir ve sanata dökecek, memlekette olup biten her şeye bigâne kalacak kadar da dava şuurundan yoksun değiliz… Hamd olsun!

3-) İşimiz, İslam davasının her devir tahakkukudur. Yaşama gayemiz budur, bu gaye sebebiyle başımıza gelebilecek her türlü gaile de başımıza taçtır…

4-) Memlekette A’dan Z’ e her şeyin istikametini belirleyecek kadrolar seçilecek, seçim var. Peki, (Muhsin Başkan’a rahmet olsun!) ortada “Size Müslümanların iktidarına engel oldunuz dedirtmeyeceğiz!” denilecek bir ortam var mı? Bizce hayır! Yirmi yıldan bu yana geldiğimiz noktada, Müslüman Anadolu’nun hep ve tam desteğine rağmen “Müslümanların iktidarı” tahakkuk mu etmiştir? Bizce hayır! Öyleyse tahakkuk eden nedir? Cevap verelim: Müslüman Anadolu’nun nuranî desteğiyle husule gelen, “muhafazakâr demokratların” nefsanî safası!

5-) Birkaç avuç derekesine inen halisler zümresini tenzih ederiz… Ama orta yerde gördüğümüz şey, ruh başımızın, kusturucu şekilde bir “ehven-i şer” kapanına kıstırılmış olmasıdır… Uzun zamandan beri şu kanaatteyiz: Âlemde “kötünün iyisine” mahkûm edilmekten, böylece iyiyi isteme melekesini yitirmekten daha beter bir kötülük yoktur! Ak Parti, ekser zamandır Müslüman Anadolu’dan “Ben gidersem CHP gelir ha!” gibi bir salaşlıkla, CHP’den daha az kötü olan kendisini seçmemizi istiyor!  Bu da, hem, uzun zamandan beri onun iyiliklerinin kaybolup, kötülüklerinin artmasına sebep olan şeyin ta kendisidir, hem de iyiliğin peyderpey unutulur olmasının müsebbibidir…

6-) Son terkipte, 1950’den bugüne değin ki süreci fikrimiz ile damıttığımızda elimize şu öz geçiyor: CHP ile gerçek bir hesaplaşmaya girebilmek için evvela “muhafazakâr demokratların” icabına bakılmalıdır! Zira muhafazakâr demokratlar bugüne dek daima, CHP’nin, CHP hep hayatta kalsın diye yeşile boyanmış halini belirtmiş ve ortaya öldürücü bir kısır döngü çıkarmaktan başka bir inkılâpçılık belirtmemiştir. Karşımıza, başımıza kakılıp durulan şu başörtüsü meselesini çıkartacaklar, ciğerimizde kurulmuş bir milyon cümle ile kendilerine karşılık verebileceğimizi bilsinler de, öyle konuşsunlar! Yaralı parmağınızı pansuman eden bir kimseye kulağınızı kesmek hakkını verir misiniz? Kim verir! Tek bir mukaddesimize binlerce başımız fedadır. İslam’ın düşmanları, ökselerine mukaddes bildiğimiz şeylerin yemini serpsinler, öleceğimizi bildiğimiz halde çekinip geri durmaz, gideriz, ölümlere atılırız… Ama Müslümanlık vakarımız bize der ki; Müslümanlığı parça parça, kuş yemi gibi hem de lütufmuş gibi takdim edip, sonra da sizden vatandaki bin zulme, bin pisliğe sessiz kalmanızı isteyenlere karşı susmayın! Zaten bugüne dek susmadık, susmayacağız da! Fikrimiz, vakarımızdır, haysiyetimizdir. Bu vakar ve haysiyetle konuşuyoruz: Müslüman Anadolu, tankların altına yatmaya varana dek bilmem kaç kez gösterilmiş olarak Recep Tayyip Erdoğan’ı “Abdulhamid’in yalnızlığına” terk etmemiştir! Yani bu iş, olmuş bitmiş bir şeydir. Asıl şimdi Abdulhamid’in yalnızlığına terk edilen epey zamandır, Müslüman Anadolu’dur! Yani ortada bir borçlu olan varsa, borçlu olan biz değiliz, Erdoğan’dır. Suçlu olan varsa, o da biz değiliz! Biz, Müslüman Anadolu halkıyız! Ve er geç, emaneti zayi etmek suçu kime aitse, onu bir yafta halinde suçlunun yakasına asmasını biliriz! 

7-) Bakın; şimdi, bizi kendi içimizde çelişkiye düşmüş olarak suçlayabileceğiniz bir şey yapacağız: İstişaremiz, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oylarımızın Recep Tayyip Erdoğan’a verilmesini salık vermiştir! Oldu mu? Oldu…  Ama niye?

8-) Bir kere, kaydettiğimiz ve nice gamızalar belirten bu hikmetlerin Müslümanlar tarafından tam anlaşılmama ihtimali, bu ihtimalin de bizim CHP’yi desteklediğimiz şeklinde bir algı doğurma ihtimali vardır. Bundan korkar, Allah’a sığınırız… Bizim ne olduğumuz da, ne olmadığımız da, ne isteyip ne istemediğimiz de bellidir ve hepsinin merkezinde de belirleyici ana beyin ve kalp noktası olarak İslam vardır… Öyleyse biz aynı zamanda, futbol takımı tutar gibi parti de tutamaz, menfaat odaklı bir kayırma sürecinde boy gösteremeyiz… Bunun için gerekirse, Müslüman Anadolu halkına şayan gerçek bir parti nasıl olurmuş, bunu göstermek için sahaya bile inebiliriz. Şartların bağrında taşıdığı bir ihtimal de budur. Ama bütün ihtimallerden öte, anın vakıasına uygun olarak bütün gönüldaşlarımızı, bütün aile fertleriyle Recep Tayyip Erdoğan’a, hem de “CHP’ye karşı kaybetme” ihtimali ilk kez bu denli fazla belirmişken ve belki de kaybedebilecekken, destek olmaya davet ediyoruz… Nasılsa Recep Tayyip Erdoğan kazansa da, kaybetse de biz asla değişmeyeceğiz. Kazansa, hakikati nispet alıp en sert tenkitleri yapageldiğimiz gibi gene yapmaya devam edeceğiz. Kaybederse tenkitlerimiz, yirmi yılın ardından Müslüman Anadolu’yu CHP’ye teslim etmiş, böylece bizi bütün tenkitlerimizde haklı çıkarmış olacağından her zamankinden daha da sert olacak… Hem de ne sert! O zaman “Müslümanların iktidarına engel olma” ithamı da aramızda olmayacağından, CHP ile tam hesaplaşabilmek için “muhafazakâr demokratlık” denilen anlayışı fikrî manada gebertmek yolu da, bizim için açılmış olacak…

9-) Toto oynamıyoruz… Tek istediğimiz, Müslüman Anadolu halkı için İslam’a tam uygun, yaşanmaya değer bir hayat… Bu hayatı getirecek olanlar, seçim vaadi olarak başımızın kerpetenle kopartılacağını kaydetseler, oyumuz onlarındır. Bu hayatı önleyecek olanlar, seçim vaadi olarak başımıza çelenkler takılacağını söyleseler, oyumuz asla onların değildir… Maatteessüf, şimdilik ortada oyumuzla bu hayatı getirebilecek bir parti yoktur. İnşallah olmalıdır ve Müslüman Anadolu, 75 yıldır sokulduğu kısır döngü tünelinden çıkarmalıdır… O güne değin vaziyetimiz, nefes aldırıcı istişare, canlı tutucu ümit, yol aldırıcı rahmanî gayretin sırtında yüklü olarak, Allah’a havaledir…

 

Seriyye Vakfı Genel Merkezi

Dergiler

Servet Turgut'un Kaleminden

© 2022 Seriyye Dergisi