Fahri Ruh Müfettişi - Fahri Trafik Hastası

Yazan: 18 Temmuz 2021 361

Bir adam, ruh hastası ama aynı zamanda fahri trafik müfettişi olursa ne olur? Ne olacağını boş verelim ve olmuşuna bakalım:

Böyle bir adam Trabzon’da, iş yerinin önüne sandalyesini atmış, 50 gün boyunca önündeki caddeden geçen tam 1633 araca, her birine 1339 lira olmak kaydıyla trafik cezası kesmiş… Ne sebeple peki? Emniyet şeridi ihlalinden… Oysa fahri ruh hastamızın emniyet şeridi zannettiği kısım, emniyet şeridi değil, ilerideki kavşaktan Trabzon istikametine dönebilmek için araçların yanaştıkları sağ şerittir.

Tabii ki hadise, ruh hastasından fahri müfettiş atayanların dikkati ile değil, vatandaşların şikâyet bombardımanıyla aydınlanmış ve psikiyatri servisine havalesi gerekirken, trafiğe fahren atanmış bu müfettişin görevine son verilmiş…

Ama biz mevzuumuza son vermeyelim ve tam burada bir şey soralım:

-Velev ki bu 1633 araç gerçekten kural ihlâli yapmış olsaydı, bu durum, mezkûr fahri müfettişin ruh hastası olduğu gerçeğini değiştirir miydi?

Bize göre elbette değiştirmezdi… Zira devlet, fahri müfettişlere trafikte ceza kesme makbuzu verirken:

“Gidecek, Komiser Kolombo gibi trafik ihlali yapanları tek tek avlayacaksınız!”

Filan demiyor ki! Yani dememesi lazım… Durun bakalım, ağızla değilse bile hâl lisanıyla acaba diyor mu?

Vakıalara baktıkça, devlet aleyhine derinleşen şüphemiz de şöyle bir kenarda dursun; hakikatinden şüphe edilemeyecek şu kıymet hükmünü konduralım:

-Yalnız trafikte değil, devletin her kademesinde kurallara harfiyen uyma kriteri getirilseydi eğer, hangi makam sahibi ya da memur bulunduğu yerde beş dakika daha kalabilirdi ki! Mesela her araçta tebeşir bulunması da kanunen mecburi… Ama siz hiç, tebeşir yoklaması yapan bir trafik polisi gördünüz mü? Bu yoklamayı yapmadıkları için şimdi trafik polisleri mi suç işlemektedir, yoksa tebeşir taşımadıkları için araçlar mı? Hoş, trafik polisi ceza yazacağı zaman da her şeyi tastamam bir araca, tebeşir bulundurmadığı bahanesiyle ceza yazmakta… Aslında “tebeşir” mevzuu meşhur bir mesele… Hani trafikçilerin “İsterse, yazar yani!” taraflarını izah için anlatılır hep… İşte fahri trafik memurları için de bu durum geçerli; isterlerse yazarlar yani, isterlerse ellerindeki koçan ve başlarındaki bir çift göz için geçerli olan kendi sahalarının tebeşirini bulur ve cezayı yazarlar! Trabzon’daki fahri ruh hastası gibi!

2020 ARALIKKK CEZAA 1

Hal böyleyken bir de fahri trafik müfettişlerinden mebzul miktarda olanları, ellerindeki makbuz koçanlarını, kıçlarından sarkıtılmış kral pelerini gibi algılıyor ve trafiğe de, balığa çıkan balıkçı edasıyla ve sırf ceza kesmek adına çıkıyor, ya da çıkmaksızın kenarından kıyısından bir yerden göz dikiyor!

Böyle bir tipin varlığıyla Ankara’da ben de müşerref oldum. Bu da sandalyesini, Trabzon’daki gibi dükkânın önüne değil, balkonuna atmış, gözlerini oturduğu apartmanın karşısındaki, çok da işlek olmayan caddeye dikmiş ve handiyse geçen her iki araçtan birine ceza kesmiş… Kimine, araç tekerleği kırmızı ışıktayken yaya çizgisini dört parmak çiğnediği için, kimine kırmızı ışık güneş gibi iyice parlamadan hareketlenmeye başladığı için… Yani manyak adam, kendisine lazım olan, “olmayan tebeşiri” bulmuş ve cezaları, vatandaşın rızık tarlasına kuş sürüleri salar gibi, koçan koçan döşemiş! Kim adına? Devlet adına!

Zira kafasında huni olması gerekirken, elinde koçan bulunan bu nevi ruh hastalarına, ceza kesmek yetkisini bol keseden sen, ben değil, devlet veriyor… Devletin, trafiği idare mevkiinde bulunan ve son zamanlarda Avrupa özentisiyle trafiğe adeta “Yaya-Paganizmi” diyebileceğimiz bir hurafe getirmeye çalışan, idarecileri… Fahri trafik müfettişi seçerken gösterilmesi gereken titizlik, un torbası içindeki küçük beyaz taşları ayıklamak çapında olmalıyken, bu ayıklamayı galiba pazar filesiyle yapan ve unla beraber bütün beyaz taşları da fileden geçiren, idareciler…

Hal böyleyken bir de şunu kaydetmeliyiz; Trabzon ve Ankara özelinde verdiğim “fahri ruh hastasıyken trafik müfettişliği de yapan” örnekler, kendi sahasının en tehlikesiz türleri… Zira nasıl kafası hunili ve donu inik bir deliyi ilk bakışta herkes tanırsa, 50 günde 1633 kişiye ceza yazan ruh hastası fahri bir trafik müfettişi de er geç kendisini ele verir. Bunlardan daha tehlikeli olanları, elindeki ceza kesme yetkisinin selametini de düşündüğü için trafikte cezaları, sistemli bir manyaklıkla kesiyor olanları… Yani Trabzon’daki fahri ruh hastası, eline geçirdiği baltayla şehir meydanındaki insanlara var kuvvetiyle ve bir seferde saldıran bir katilken, sistemli bir manyaklıkla ceza kesen fahri trafik müfettişleri, hastalarını fark edilmez dozajlarla zehirleyen doktor bir seri katil gibidirler…

Anlayacağınız, zehirli kelebekler halinde trafiğin görünmez semalarında dolandırılan ceza koçanlarının azımsanmayacak bir kısmı, isimlerine fahri ruh müfettişi mi dersiniz, yoksa fahri trafik hastası mı, işte onların elinde…

Ve daha işin içine:

-Var mı gıcık olduğun kimse, plakasını ver yeter!

Sesinin ait olduğu, seri çiğ ama gene seri manyak fahri trafik müfettişlerini katmıyoruz!

Son Tweetler

Seriyye Dergisi 34. Sayı Takdimi: https://t.co/wpRFq1y5C2
"TALİBAN BAHANE... İSLAM'A DÜŞMANLAR!" Manşetini kapağına taşıdığımız 34. sayımız çıktı! https://t.co/or0GCTASRv a… https://t.co/5i3xu2V75M
11 Eylül Vesilesiyle... ABD, Yıkılsın da! - Servet Turgut Seriyye Dergisi - Sayı 34 11 Eylül… https://t.co/txXNhpdJfe
Takip Et Seriyye Dergisi on Twitter

Dergiler

Servet Turgut'un Kaleminden

© 2018 Seriyye Dergisi