Kiracı mı, Ev Sahibi mi, Hükümet mi? Kim Suçlu?

Yazan: 15 Ekim 2023 1047

Sökülen kapılar, indirilen şalterler, kırılan camlar, edilen küfürler, kesilen yollar, açılan telefonlar, yazılan mesajlar, verilen mahkemeler ve derken, işlenen cinayetler… Hayır, getto çeteleri arasında ve sokak köşelerinde değil, hemen her gün vatanın her bir köşesinde ev sahipleri ile kiracılar arasında yaşanan bu fiiller göstermektedir ki, Türkiye’de esas sosyolojik bir deprem ve tahrifat yaşanmakta, çelik tellerle örülü toplumsal dokumuz da bu sebeple aldığı hasardan ötürü pamuklu şeker cinsinden bir malzemeymiş gibi lif lif çözülmektedir…

Hükümetin, ettiği iktisadî şapşallıklardan ötürü solucanlık çaptan ejderhalık çapa erdirdiği enflasyon, vatandaki her bir ürün ve hizmeti değerde beş-on katlara kadar fırlatmışken aslında kiracı-ev sahibi kavgasında her iki taraf da kendince haklıdır. Zira kiracı demektedir ki:

-Daha dün 3000 lira kira verdiğim ev için bugün ev sahibi benden 15.000 istemektedir, bu reva mıdır? Aldığım maaş 11.000! Bu kirayı ben nasıl ödeyeyim!

Buna karşılık ev sahibi de demektedir ki:

-İyi de, vatandaki her şey en az beş-on kata kadar değer kazanıp zamlanmışken, ne sebeple geçimimi de sağladığım ev kirasının yerinde saymasına razı olayım… Ben 3000 liralık evimin kirasını 15.000 lira yapmak istiyorum ama aldığım domatesten, yediğim ekmeğe, ödediğim faturadan kullandığım mazota kadar her şey beş-on kata kadar arttı! Bu kirayla ben nasıl hayatımı idame ettireyim!

Verdikleri cevap ve vaziyetteki ahvale bakıldığında hem kiracılar, hem de ev sahipleri haklıdır ve iki tarafın da haklı olduğu bu didişte esas haksız olan üçüncü taraf, hükümetin kendisidir. Zira hükümet biliyordu ki, kiracı-ev sahibi nispetinde mevcut enflasyona göre bir muamele işleyecek olsaydı, kitlelerce kiracı ortada kalacak, bu da toplumsal bir kargaşayı bir kabahat yaftası halinde kendi boynuna asacaktı. İşte bundan sakıt kalmak için hükümet, kiraların en fazla % 25 arttırılabileceği şeklinde bir kanun çıkarıp kenara çekildi ve mutlaka başlayacağını bildiği kiracı-ev sahibi kitlesel kavgasında da kiracıya nispeten suçlu olarak ev sahiplerini, ev sahiplerine nispeten de suçlu olarak kiracıları ön plana çıkardı. Şu ana kadar, handiyse her güne bir adet düşmek üzere kaç ev sahibi kiracısını, kaç kiracı da ev sahibini öldürdü, Allah bilir!

Fert fert bu acıtıcı cinayetlerden de alâ esas korkutucu olan şey, vatanda sokak sokak, mahalle mahalle, bina bina işlemekte olan bir toplumsal çözülmedir ve bu çözülmede milyonlarca kişi ya kiracı olarak ev sahibine, ya ev sahibi olarak kiracısına kin güdüp küfretmekte, bu da koca vatan bünyesini, taş taş sökülüp tecanüsü bozulan bir saadet mozaiğine evirmekte, bu evrimle de ortaya bütünlüklü bir şekavet mozaiği çıkmaktadır…

Söyleyin; iktisadî şapşallık ve bu şapşallıkta uzun süre gösterilen ısrar tavrından daha alâ ne bu saadet mozaiğini taş taş dağıtabilirdi, İngiliz işgali mi, gök taşı çarpımı mı, şuurlara sevgi yerine nefret eken metafizik bir salgın mı, söyleyin Allah aşkına, ne?

Dergiler

Servet Turgut'un Kaleminden

© 2022 Seriyye Dergisi