Sosyal Dünyada Şahsiyet Humması

Yazan: 15 Mayıs 2019 343

Kişide şahsiyetin sarsılmaz, sapasağlam ve her haliyle göz alıcı bir bina misali arzetmesi, nasıl bir ruhi, kalbi ve vicdanı olgunluğa, zihin yapısına sahip olduğu ile; dünya görüşünün önüne sermiş olduğu istikamette ne şekilde ilerliyor olduğu ile alakalıdır. Modern dünya ve bu dünyanın teklif ettiği tipoloji, bu tipolojinin nüvelik hususiyeti taşıdığı sosyal ortam ile şahsiyet kavramı arasındaki çıkmazı ne ile aşabiliriz?

Bize bakan taraf olarak islami değerler, inançlarımız ve kültürümüzü serviş dışı bırakan, bizim dışımızda da hangi kültür varsa hepsini atıl pozisyona düşüren popüler kültürün bu hususiyetini farketmek problemin çözümünde başlıca üzerinde durmamız gereken nokta. Küreselleşmenin, sosyalleşmenin, dünyaya açılmanın gerekliliği olan dayatma zihin yapısı ve idrak seviyesi.. Sosyalleştikçe farklılaşacağına Sosyalleştikçe tek tipleşen insanlık.. Şahsiyeti bina eden kültürün ve değer yargılarının küresel dünya ve küresel dünyada para eden değer yargıları tarafından kündeye getirilişi ile elde ettiğimiz "modern hayat" algısı..

Yaratılış gayesine mutabık bir hayat nizamı kurmaya çalışanın tahkir ve tahfif edilişinde modernitenin sosyal zihniyet üzerindeki etkisini, zehrini görebiliriz. En başta ahlaki yapı. Medeniyetlerin kurulmasında da, yıkılmasında da ahlak başrolü oynar. Çünkü ahlak yaratılışın "niçin"ine cevap bulan insanın daha sonrasında soracağı" nasıl" sorusuna "bu şekilde, şu şekilde" diye cevap veren müessesedir.

Bu ne demek? Şöyle ki insanoğlu bu dünyada nasıl hareket etmesi gerektiğini ve nasıl hareket ederse bu dünyada yaşanılabileceğini ilahi bir tedrisat olmazsa öğrenemez. Insan karşısındakine tebessüm ile yaklaşacağını, Yalan söyleyip karşısındakini aldatmayacağını, kötülüğe kötülük ile karşılık verip dünyayı bitmeyen kötülükler dünyası haline getirmek yerine sabır gösterip iyilik, hoşgöre ile mukabele edeceğini, bu vesileyle iyiliği arttıracağını, yeri geldiği zaman da zulmün karşısında ses çıkaracağını, cömertiği, yardımlaşmayı ahlak mektebinden öğrenir. Bu gibi davranışlar ile asıl yaşanılası hayat ortaya çıkmış olur. Aynı zamanda bunlar insanın nefsi ile mücadelesi sonucu kazanabileceği davranış kalıplarıdır. Doğruluktan şaşmamak, sabırlı olmak, korku ve kaygılarını aşıp haksızlığa dur demek, cebindeki parayı mide kasasına değil cömertlik kasasına yatırmak nefs ile cedelleşmeyi gerektirir.

Işte bütün bu ahlaki yapının kıymetini yitirdiği, nefse hoş gelen her şeyin açık arttırmaya çıktığı, Medeniyet ve şahsiyet olma kaygısının dibe vurduğu sosyal dünya!.. Ve bu dünyanın hakiki insanı kafasında ezik, saçma, garip olarak konumlandırmasındaki garabet?..

Bizi ortaya koyan, bizi biz yapan, dünyayı da dünya yapan tüm kıymetlerin elmas mertebesinden çakıl taşı mesabesine düştüğü gerçeği karşısında asıl hayat arayıcılarının takınması gereken tavır dirayet, istikamette sebat tavrıdır. Ve bu tavrın vesilelik teşkil edeceği Anadoludur ki insanımızı ve insanlığı düşmüş olduğu kuyudan çekip çıkartacak yegane kurtuluş ipidir ve bu ip bu tavrın elindedir. Ahlaki anlamda seviye belirtmek ve benliğine yapılan taarruz karşısında direyetle karşı koyuş tavrı şahsiyetinin göstergesidir.. Gelelim fikre...

Insan ilahi buyruk ile; bu dünya hayatına mana yüklemek ve bu dünya hayatını manaya mutabık halde tanzim etmek üzere vazifeli olduğunun idrakine fikir vesilesi ile ulaşır. Burada fikrin iki buudunu görüyoruz. Birisi manaya vukufiyeti sağlayacak, diğeri bu manaya hizmet edici Teknik meseleleri düzenleyecek.

Dünya hayatına mana yüklemekten kastın ontolojik sorgulama olduğu aşikardır. Niçin yaratıldığının ve ne yapması gerektiğinin cevabından mahrum insan; mevcut dünya nizamının fabrikasında seri malı halinde üretiliyor. Ve modernite bu insana varlığından muradın ne olduğunu sormasına fırsat vermeyici her imkanı sunuyor. Bu imkanlar ile insan kendisine suni teselliler oluşturuyor. Işte bu teselliler insanı nefs sarmaşığının akıl, idrak ve kalp üzerindeki hakimiyetini göremeyecek kadar mutmain, daha ziyade kör kılıyor. Kendine dair müsbet bir verimi olmayan insanın dünyaya dair müsbet bir getirisi olabilir mi? Işte bu nokta da küreselleşme, modernizm tenakuzunun mihrak noktası.. Maddi planda gelişmeye rağmen Ferdi planda maneviyatın, kültürün güdük kalışının bu modern dünyada getirisi işte yıllardır dur durak bilmeksizin akan kan ve diğer taraftan dur dur bilmeyen hız, haz ve kahkahadır.

Biz yaratılışımıza niçin sorusunu soruyor ve imanınız, inancımız doğrultusunda Allah (C.C) ve Rasulü (S.A.V) hakikati için cevabını veriyoruz. Ve kimliğimize, yaşantımıza, etrafımıza, dünyaya bu hakikate yol bulucu manalar yüklüyoruz. Nihayetinde de yaşadığımız ömre derinlik katıyor, değer kazandırıyoruz. Bunu sağlayıcı fikirden, bunu tesis edici düşünce faaliyetinden bahsediyorum ki fikrin birinci buudu budur. Ikinci buud ise bu manaların projektöründen hakikate hizmet edici bir sistemin, hayat nizamının; insana dair olan, dünyaya dair olan her hususu kapsayıcı vasfıyla, olması gerektiği şekliyle ortaya konmasında problem tespitini ve çözüm stratejisini getirici, Selim aklın ürünü olan fikirdir.

Modernizmin, konformizmin zihniyet, kültür ve maneviyat üzerinde yol açtığı problemlerin tespitini yapabilen, bu problemlere fikir çerçevesinden çözüm önerisi sunabilen donanıma, idrak seviyesine sahip olmak fikir çilesi çekmek ile, Kafa ve kalp konforunu bozmak ile olur. Şu da bir bedahettir ki ancak bu minvaldeki insanlar dünyaya kurtuluşunu teklif edici sistemi ortaya koyabilirler.. Burada ahlaki, fikri olarak vasıflarını gösterdiğimiz aynı zamanda kültürünü, benliğini muhafaza edici tavrıyla da ön planda olan tipolojidir ki şahsiyet sahibi insandan kasıt budur.

Bu özelliklerle bezenmiş ferdin oluşumunda en büyük engeli arzeden yapının ise modernizm olduğunu söyledik. Şöyle ki günümüz insanı için; popüler olan, cari olan ne varsa ona hızlıca adapte olucu bir durum söz konusu. Bu durumun insanı esastan mustağni kıldığını söyledik. Işte bu sosyal gerçekliğe istinaden mevcut durumun tam tersi istikametinde stratejiler ortaya koyulmalıdır. Şahsiyetin tahkim edilişini ve toplum nazarında ehemmiyet arzedişini sağlayıcı hamleler devlet veyahut otorite sahibi, söz sahibi müesseseler tarafından yapılmalıdır. Nefsin değil Selim aklın, olgun kalbin, inanç esaslarının, kültürel müktesebatın popüler olduğu ortamı tesis etmek için kapsamlı planlar yapılmalı, uygulamaya dökülmelidir.

Özetle, derinlik sahibi insanın yok oluşu bu sosyal, küresel dünyanın getirisidir. Ve bu problemin üzerine eğilmek hayati öneme sahiptir. Ülkemizi ve dünyamızı yaşanılır hale getirmek şahsiyet humması çekmek ile mümkün olacaktır.

Son Tweetler

Ensarlık Nasibi ve Suriyeliler - Servet Turgut Seriyye Dergisi - Ağustos 2019 https://t.co/mjAIlphXMb https://t.co/FgYKceDvOM
Biz Kime Güvenek, Kime Danıştay’Ak? - Servet Turgut Seriyye Dergisi - Ağustos 2019 https://t.co/1GvucnYTHm https://t.co/EINgRO1u37
İstanbul Müftülüğü, Yeni Bir İşgal Üssü mü? - Servet Turgut Seriyye Dergisi - Ağustos 2019 https://t.co/wMHKhdKY7h https://t.co/yStlOnH9cH
Takip Et Seriyye Dergisi on Twitter

Dergiler