Organize Saldırı, ATV’ye mi, Millete mi?!

Yazan: 02 Ekim 2020 586

Bu kaçtır, bir yanda bir adam, öbür yana onun karısı bir kadın, daha öbür yanda bu kadınla ilişki yaşadığı iddia edilen ikinci bir adam, daha daha öbür yanda da, kimden olduğu tartışılan masumlar masumu bir bebek ve bunların hepsine, Roma senatörleri gibi nezaret eden program sunucusu bir kadın, elinde de bir zarf… Sanki de az sonra, elindeki zarfı açacak ve aslanlara atılacak gladyatörün ismini açıklayacak!

Fonda, gerilim müziği ve reyting kaygısıyla birkaç saniye de açılabilecek zarfın, program sunucusu kadın tarafından on dakikada ancak açılması…

Dıdıt, dıdıt, dıdıt…

-Açıklıyorummm, dna sonucuna göreeee… Çocukkkk… Babasına değilll… Koooo… Komşusuna ait!

Dııımmmm, tısssss…

Evet, televizyonun reytingi için bir yelpaze gibi kullanılan zarfta, bir DNA testi vardır, kadının çocuğu nikâhlı eşinden mi yaptığı, yoksa zampara komşusundan mı peydahladığı anlaşılsın diye, program tarafından yaptırılmıştır ve dahi günlerce bu kepazeliğin üzerine merak çadırları kurdurulmuştur, öylece kalsa, izbelerde ancak birkaç kişi arasında geçecek ve birkaç kişi tarafından duyulacak bu rezalet diyalogları için, televizyonun on milyonlarca kişilik hoparlörleri işletilmiş ve bütün Türkiye’nin duyması ve pisliği kanıksaması sağlanmıştır!

Ama bütün bunlar bir yana, tavuğun kendi pisliğini eşeleyerek dağıtmasındaki gibi, günlerce irade ve ihtiyarı dağıtılıp, nefsî ve keyfî pekleştirilen seyirciye aslında “Bu kadını kim becerdi, az sonra!” kaydıyla takdim edilen bu kepazeliğin, kansız da olsa, arsız da olan, satırsız da olsa, namussuz da olan, cinayetsiz de olsa, cibilliyetsiz de olan tezgâhında, katledilmek üzere toptan aile kurumumuz vardır, hiç olmazsa, masumlar masumu bir çocuk vardır!

Heyhat, millet gıdım gıdım zehirlenip, arsızlık, namussuzluk ve cibilliyetsizliğe peyderpey alıştırılmaktadır!

Ya millet, bir an irkilse ve tepki verse?

O zaman da, karşılarında organize olmaktan aciz millet görmeye alışık, organize medya çeteleri tarafından:

“Organize bu saldırılar, manidar!”

“Bu kapsamlı saldırıların ardında Fetö var!”

“Aslında ATV ve bağlı olduğu Turkuaz Medya değil, Recep Tayyip Erdoğan yıpratılmaya çalışılıyor!”

Gibi gene edepten arsız, fikirden namussuz, asaletten cibilliyetsiz cümlelerle suçlanmaktadır!

Yahu!

Hadi her şeyi bir yana koyalım, ekrana taşıdığınız bu namussuzluğu, piyango çekilişi havasında sunuşunuzu görmezden gelelim, sosyal medya hesabından, onun bunun karısına kızına aleni ve romantik bile değil, kaba kaba mesajlar atarak taciz eden bir adamı, hem de komşusunun karısını ayartmış ve ondan çocuk peydahlamışken, günler boyunca evlerimize taşıyışınızı bilmezden gelelim, DNA testi açıklanıp da, çocuğun kocasına değil, komşusuna ait olduğu anlaşılınca sevinç çığlıkları atan kadını duymamış olalım, hadi hepsini, patlattığınız ve ekranlardan evlerimize saçtığınız kültürel foseptiği hepten yok sayalım, ama ya daha bir yaşındaki o bebeğe, bir ömür taşıyacağı bir yükü, sırf günlük kârınız için bindirmenize ne diyelim, bunu nasıl dimağlarımızdan silelim?!

Bu programların, hiç olmazsa bu kişilerin yakınları tarafından, bugünün teknolojisiyle dakikasında kaydedildiğini bilmiyor musunuz, bu çocukların bir gün okula başlayacaklarını, dostlar, düşmanlar edineceklerini düşünmüyor musunuz?

Cevabı biz verelim:

Elbette, düşünmedikleri binlerce şey gibi, bunu da düşünmüyorlar!

Düşünselerdi hiç, program sunucusu kadından başlayıp, program sahibi ATV’ye, ATV ile devam edip, Sabah, Yeni Şafak gibi gazetelerin, A Haber gibi televizyon kanallarının yazar ve yöneticilerinden kurulu Medya Derneği’ne kadar ağız birliği edip, suçlarını şöyle bastırmaya kalkarlar mıydı:

“Bu bir gazeteciliktir. Bu gerçekle yüzleşin! ATV’ye olan saldırılar da, manidar ve organize… Yanlarındayız! ATV’ye saldıranlar, devlet tarafından bulunup yargılanmalı!”

Aman ha, bunların saldırı dediklerini, sakın ATV binasına atılan bir molotofla tefsir etmeyin, hepi topu sosyal medya hesapları üzerinden yapılan eleştiriler… Ama çok olunca, Türkiye gündemini de etkisi altına alan eleştiriler…

Şimdi bu eleştiriler, kanlarına dokunup da, fiyakaları bozunca, bu etkiyi kırmak için, ne yaptılar biliyor musunuz, gazetecilerine hemen talimat verip, yazılar yazdırdılar…

İçlerinden biri diyor ki:

“Bugün Esra Erol ve ATV’yi ipe götürmeye çalışanların, İzmir Kiraz’da 13 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz edip hamile bırakan sütçüye dair tek bir cümlesini bulamadım mesela…”

Yani o da, diğerleri gibi olayı manidar buluyor ve verilen müdafaa talimatını yerine getirmek için eşekçe bir kıyas getiriyor!

Oysa bahsettiği sütçü ile tecavüz ettiği 13 yaşındaki kızı da ekranlarına çıkarıp, günler boyunca köpürtselerdi, tepemizden aşağı günlerce “Kıza sadece sütçü mü tecavüz etti, az sonra?” gibi ahlâksızlık konfetileri saçsalardı, millet ona da tepki gösterirdi!

Şu da, organize olan bu medya gruplarının da teşvikiyle, müdafaaya geçen program sunucusu kadının dediği:

“Halının altına süpürmeye çalıştığımız her konunun bir gün altında kalacağız!”

İyi bari, tarihin her devresinde, dünyanın her yanında vuku bulan bütün sapıklıkları, halının dibine değil, irfan soframızın üzerine süpürün, hatta millet içselleştirsin diye ekranlarda hepsine birden geçit resmi de yapın!

Mesela şunu deyin bari, teknolojinin gelişimiyle kanser hücresi gibi yayılan pornografiyle yüzleşmemiz için de, günde birkaç saat televizyonlardan porno yayınlamalı mıyız?

Bir kere, bir adam, karısının başka bir adamdan çocuk peydahladığını düşünüyorsa, polise gitmeli, DNA testini kendi yaptırmalı, mahkemesini kendi açmalı ve artık bok çukuruna dönmüş ahvalini kendi köşesinde, kanun nezaretiyle kendi yaşamalı…

Söyleyin hanımefendi!

Toplumsal idraki, böyle bir hadiseden, onu kanıksamasın diye uzak tutmak gerekirken, onu söğüt çubuğuyla bok karıştırır gibi haftalarca, hem de reyting teknikleriyle milletin kafasına sokmak, sizin tabirinizle halı altına süpürmemek mi oluyor!

Bırakın halı dibine süpürmeyi, piyasada zuhur eden ne kadar pislik varsa, onu alıyor ve milletin başından aşağı, gelin süsü gibi boca ediyorsunuz!

Ah işte ah!

Aydın Doğan Baronluğu’na bakıp, ona alternatif bir medya gücü kurmak için havuz oluşturulmuş, bununla televizyonlar gazeteler alınmış ya da kurulmuştur da ama maalesef, millî gazeteci ve millî televizyoncu için herhangi bir havuz oluşturulamamıştır…

Haliyle alınan gazete ve televizyonlar da, içindeki ahlaksız gazeteci ve televizyoncularıyla birlikte gelmiştir!

Şimdi bu ahlaksızlar, erkeği erkekle yatağa sokan dizilerin televizyon kanalları, millete pislik yapıyor, millet de buna tepki verince Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasına saklanıyorlar ve oradan millete pislik atmaya devam ediyorlar!

Hani millet de, kaç zamandır, karşılık vermek manasına bunlara taş atmak durumunda kalsa, sırf Recep Tayyip Erdoğan’a değer diye atmıyor, avuçlarında sıktığı taşlarla beraber elleri, yüreği parçalanıyor…

Ama ne bu televizyon ve gazeteler, millet üzerine pislik boca etmekten vazgeçiyor, ne de bunu Recep Tayyip Erdoğan görüyor!

Şurası bir hakikat; “her devrin iti köpeği” tabirine uygun olarak birçok gazeteci ve televizyoncu, hiçbir devirde kazanamadıkları kadar çok parayı bu devirde kazandıkları halde, bir yandan birer Recep Tayyip Erdoğan fanatiğine dönmüşken, öbür yandan da millet değerlerine halâ bigâne ve düşmandır…

Aslında işte bunlar, milletle beraber Recep Tayyip Erdoğan’ın da, herkesten fazla düşmanıdır…

Şimdi söyleyin; organize saldırıya maruz kalan millet midir, yoksa ATV mi?

Son Tweetler

Kolektif Şuur ve Müslümanlar - Kamil Altıntaş Seriyye Dergisi - Ekim 2020 https://t.co/o0mWOqrXcx https://t.co/esHmn1qYzW
RT @SeriyyeVakfi: Sokrates aşkı, Batı aşkıdır… Batı'nın sembol şahsiyetlerine aşık olunduğu halde, Batı'nın hakkından gelmek mümkün değildi…
Diyanet'e: Siz Bozdunuz, Siz Düzeltin! - Servet Turgut Seriyye Dergisi - Ekim 2020 https://t.co/6Bb52BHwo0 https://t.co/sIM16rvNUc
Takip Et Seriyye Dergisi on Twitter

Dergiler

Servet Turgut'un Kaleminden