Hani Kadının Beyanı Esastı?

Yazan: 17 Temmuz 2020 385

Bu ülkede, Adalet Bakanı, bir cinayet zanlısı için, hem de cinayet fail-i meçhul değil iken:

“Onun için suçlu diyemeyiz… Soruşturma sürüyor…”

Derse, hele hele Cumhurbaşkanı, aynı cinayetin zanlısı için:

“İnsanî bir duruş sergiledi!”

Gibi bir ifade kullanırsa, yetmedi, Cumhurbaşkanı kızının başkan yardımcısı olduğu bir kadın derneği (KADEM), bu cinayet zanlısını modern bir Spartaküs gibi bayraklaştırıp, dava celselerine Amazon birlikleri halinde bindirme yaparsa, kaydedelim ki, bu davanın neticesi daha baştan bellidir, zanlının mutlaka lehinedir ve malum kararın ilanı için iş, kamuoyunun zanlı lehinde yoğrulmasına kalmıştır…

Zaten kamuoyunun bu yoğrulma mesaisi de başlamıştır. Malum hadisenin haber diline bir bakın; zannedersiniz ki; cinayet, bizzat bıçağın hükmî şahsiyeti tarafından işlenmiştir, bıçak bey, çardak kolluğu üzerinde demirine güneş cilası çekmek için uzanmışken, parende atmakta olan maktul, kendi kalbini hizalayarak ona saplanmış ve böylece can vermiştir!

Kadir Şeker Davası’ndan bahsettiğimiz malum… Parkta tartışan bir çift ve bu tartışmaya, kadını müdafaa için, kadının ifadesine göre elindeki bıçakla dahil olan, yirmi yaşında bir genç… Yani Kadir Şeker…

Baştan kaydedelim; teşekkül halindeki bir haksızlığa, bizzat eliyle müdahale etmek tavrı, ne yaban gördüğümüz bir şeydir ne de yabancısı olduğumuz… Ama Kadir Şeker Davası’nda, taraf ifadeleri çelişiktir. Hal böyleyken:

“Kesin Kadir Şeker doğru diyordur!”

Demek de, gerçek adaletin değil, köçek ataletin işi olacağına göre, yapılması gereken şey, soruşturmanın bitmesini beklemek ve delillerin iyice tebellür etmesine olanak sağlamaktır.

Oysa daha başın başında, kadınist bir vaveyla ile ülke gündemine sokulan bu hadise, Adalet Bakanı ile beraber Cumhurbaşkanı’na ihsas-ı rey ettirmiş, bu da yonca yaprağından hassas adalet mekanizmamız için de bir ihsas-ı rey durumu doğurmuştur. El’an, bu dava namına, onu görecek hâkimler için ihsas-ı reyden öte, bir icbar-ı rey vakıası caridir…

İcbar-ı rey…

Tutuklama ve tahliyelerin, adaletin esasına göre değil, sosyal medyanın serseri nabzına göre yapılmaya başlandığı bir ülkede, hadi bakalım, mezkûr davaya bakan hakimler, Kadir Şeker’e cinayet işlemekten hüküm verebiliyorlarsa, versinler!

Bu, kendilerinde henüz aktive edilmeyen bir cadılığın kendi iradeleriyle ilanı ve onu aktive etmek üzere, evvela yoğrulmuş kamuoyunu bizzat davet edişleri olmayacaktır da, ne olacaktır?

Maktulün, onunla imam nikâhlı olduğunu söyleyen eşi, Kadir Şeker’i asla kötülemez ifadesiyle alenen diyor ki:

“Kadir benim dövüldüğümü düşündü demek… Elinde bıçakla geldi… Tartıştığım kişinin eşim olduğunu söyledim… Fakat eşim bıçağı görünce öfkelendi. Boğuştular… Kadir Şeker, kalkıp kaçtı, eşim kalkınca da düşüp öldü…”

Kadir Şeker ise, muhtemel değil, muhakkak tahliyeye uygun hale getirildiği anlaşılan ifadesinde diyor ki:

“Tartışmayı duyunca kadına acıdım. Gittim, uyardım, dönüp de işime gidecekken, maktul arkadan saldırdı. Boğuşurken, korkutmak için cebimde bıçak olduğu geldi aklıma. Çıkardım. Sonra kaçtım, Kanı görünce sonradan, kendi elim kesilmiş sandım…”kadinin.beyani1

Ne diyelim…

Kadın diyor:

“Kadir, bıçaklı geldi…”

Kadir, diyor:

“Bıçak, sonradan ortaya çıktı ve kendiliğinden saplanmış…”

Adalet Bakanı, diyor:

“Kadir suçlu diyemeyiz, soruşturma sürüyor…”

Cumhurbaşkanı, diyor:

“Kadir, insanî ve vicdanî bir duruş sergiledi…”

KADEM, diyor:

“Kadına kalkan bir eli durdurmanın karşılığı bu kadar ağır olmamalı… Kadir’in gençliği, hayalleri ve şiddete dur diyen vicdanı, artık adalet bekliyor!”

Anlayacağınız, Cumhurbaşkanı’ndan başlayan ve KADEM’e uzanan çatısız bir muhakeme, yargılamayı yapmış ve Kadir Şeker’i suçsuz bulmuş, bununla da kalmamış, onu kahraman ilân etmiştir…

Bu ilanât arasındaysa, sesi pek de duyulmayan bir kimse, maktulün babası, bakın ne demektedir:

“Nerdeyse öldürülmüş oğlumu mezarından çıkarıp, kendini öldürmüş diye hapse atacaklar!”

Anlayacağınız, kendisinden kadınist yağ çıkarılabilecek bir hadisede, kadının beyanı, eğer Kadınizmin aleyhine ise asla esas alınmamaktadır…

Adalet kılıcının değil, kamuoyu hallacının daha etkin olduğu bir ülkede, varın hesap edin, kendi cinayetine Kadir Şeker konstrüksiyonu giydirmek, böylece işlediği fecaati yanına kâr kılmak isteyecek ne çok adam çıkacaktır.

Yeter ki; vaziyetleri Kadınizm dininin esaslarına muvafık düşecek bir vaziyet arz etsin…

Son Tweetler

Yerli ve Milli Heykeller Geçidi: Artık Bizim De Bir Heykelimiz Var - M. Sefai Aydoğdu Seriyye Dergisi - Temmuz 202… https://t.co/TJXDO9MJOZ
RT @SeriyyeVakfi: İstanbul Sözleşmesi’nin ne olduğunu biliyoruz. Felsefi ve şeytani temellendirmeleri,görülmek istenmese de,tarafımızca yap…
İslam Hukuku'nda Boşanma - Zahide Özkal Seriyye Dergisi - Temmuz 2020 https://t.co/QFuzDFR1pB
Takip Et Seriyye Dergisi on Twitter

Dergiler

Servet Turgut'un Kaleminden