Kurban, Toplum Ve Biz

Yazan: 17 Temmuz 2020 81

Günümüz modern dünya ve o dünyanın toplumunda her türlü değer, muhtevasını kaybetmesi hatta özüne muhalif bir anlayışa evrilme tehlikesi ile karşı karşıyadır. İnancımız, ibadetlerimiz, düşünce ve söylemlerimiz modern dünya sisteminin beraberinde getirdiği fenalıklarla gün be gün tahrif edilmek istenmektedir. İçinde bulunduğumuz son yarım asrın oluşturduğu toplumda münkirlerince gerekliliği tartışılan, müminlerince ise anlamı ve amacı unutulma tehlikesinin yaşandığı ibadetlerden biri kurban ibadetidir…

KURBAN’I İDRAK EDERKEN…

Modernizmin insanlığın hemen her değerini tahrif etmekle tehdit ettiği dünyamızda İbrahim aleyhisselam ile tanıdığımız, Allah’ın ayetleriyle emrolunduğumuz ve Efendimiz aleyhisselamın sünnetiyle idrak ettiğimiz kurban ibadeti de günümüzde birçok farklı konu itibariyle tehdit altındadır.

Kurbanda amaç ailemizin yıllık et ihtiyacını karşılamak değildir. Esas gaye Allah’a yakınlaşmaktır; af ve mağfiret dilemektir, verilen nimetler için şükretmektir, yoksulu kollamaktır, müminler arasında dayanışmanın sağlanmasıdır. Efendimiz bir Kurban Bayramı’nda,

“İçlerinizde hiç kimse bayramın son günü elinde kestiği kurban etinden bulunduğu halde uyumasın!”

Buyurarak kesilen etlerin tamamının yoksullara dağıtılmasını emretmiştir. Bir sonraki sene sahabeler, Efendimize yine aynı şekilde mi davranılacaklarını sorduklarında aldıkları,

“Hayır, geçen sene halk arasında geçim zorluğu vardı. Bu yıl yiyin, ikram edin ve azık da edinin!”(Buhari, Müslim)

Cevabı kurbanda es geçilmemesi gereken bir diğer tarafın yoksulların ihtiyaçlarını karşılamak olduğunun ispatıdır. Halk arasında espri sadedinde bile olsa kurban etleri üzerinden yarış yapmak, muhtaç kimseler bulunduğu halde ikramda bulunmamak gibi tavırlar son derece çirkindir.

Kurban her sene ortaklar arasında tekrarlanan bir ritüel değil, bir ibadettir. Özellikle hisse ile kesilen kurban organizasyonlarında bütçe, hayvanın cinsi vb. konularda ortakların her birinin rızası alınarak hareket edilmeli ve sürecin tamamında ibadet şuuru kaybedilmemelidir.

Kurbanımızı mümkün olduğunca kendimiz kesmeli, ibadeti bizzat yaşayarak yerine getirmeliyiz. Bununla birlikte son yıllarda çeşitli sebeplerle vekaletle kurban kesme usulü de tercih edilmektedir. İmkanlar el veriyorsa kurbanımızı kendimiz kesmeli, Allah’a olan kulluğumuzun en büyük nişanelerinden biri olan bu ibadeti mahallelerimizden uzaklaştırmamalıyız.

Allah’a teslimiyetimizin bir ifadesi olan kurbanlarımızı üç-dört yıl boyunca ve özenle, bir gün müminlerin ibadet vesilesi olacakları şuuruyla, büyük bir zahmetle yetiştiren, geçimlerini hayvancılıkla sağlayan besicilerimizin hakkını korumalıyız. Evlerimize yakın kurulmuş kurbanlık pazarlarına hususi araçlarımızla gidip, beğenimiz için sunulan hayvanlardan birini seçmek bizim için zahmetli değildir. Fakat hayvanların sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesi, yetiştirilen hayvanların kamyonlara yüklenerek günlerce memleketimizin doğu illerinden nüfusun ve dolayısıyla talebin yoğun olduğu batı illerine getirilmesi, hayvanlarının satılması için onlarla birlikte aynı çadırda haftalarca temiz yatak, gıda ve uykudan mahrum bir şekilde müşteri bekleyen besicilerimiz için ise süreç son derece zahmet vericidir. TV ekranlarında büyük bir iştah ile verilen, hayvanı en ucuza alanların tebrik edildiği kurban pazarlık sahneleri şuurlu bir müminin ibadet tavrından uzaktır. Kurban edilmek üzere alınmak istenen hayvanı bir ticaret nesnesi değil ibadet aracı olarak görmek şarttır. Nakliye, yer kirası, çadır kirası, hayvanların türlü bakım ve vergileri vb. daha birçok giderleri bulunan gariban çiftçilerimizin de rızalarının olacağı bir bedel karşılığı el sıkışılmalıdır. Bayram sonunda elinde hayvan kalması ve zarar etme korkusu ile sunulan teklifi kabul etmek zorunda bırakılan çiftçilerimizin kalbi kırılmamalı, hakları gözetilmelidir.

İçinde bulunduğumuz şartların şükrünün ve bu şartlardan mahrum Müslümanların farkında olmalıyız. Vatanımızda Üstad Necip Fazıl’ın tarif ettiği şekliyle “küfür yobazları”nın saldırıları haricinde büyük bir huzur ve mutlulukla yerine getirebildiğimiz Kurban ibadeti ne yazık ki ümmet coğrafyasının her bir köşesinde aynı sulh iklimi içerisinde gerçekleşmemektedir. Hindistan’da sırf kurban kestiği için katledilenleri, abluka altında olduğu için yer altındaki tünellerden geçirdiği hayvanlarla kurban kesmek mecburiyetinde kalan Gazzeli Müslümanları, Çin Komünist Partisi’nin baskısı altında Müslümanlığın suç sayıldığı, kurban kesenlerin aşırılıkla itham edildiği Doğu Türkistanlı Müslümanları unutmamalıyız.

Çocuklarımızı kurbanın hikmeti ve bereketinden mahrum etmemeliyiz. Kurban günü özellikle çocuklar için mutluluk, şenlik günüdür. Teslimiyetin, ibadetin, paylaşmanın özüyle tanışılan günüdür. Çocukların kurban kesilirken korkacağı düşüncesiyle uzakta tutulmaları hümanist modern anlayışın bir tezahürüdür ve yanlıştır. Çocuklarımızın henüz küçük yaşlardan itibaren İslamiyet’in emir ve yasaklarıyla tanıştırılması, böylesi huzur ve mutluluk günlerinde kalplerinin ısındırılması son derece lüzumludur.  

ALIŞTIK ARTIK

Her yıl televizyon ekranlarından, gazete manşetlerinden kaçan kurban, acemi kasap, kana bulanan boğaz, kirletilen çevre ve istisna niteliğindeki merhametsiz davranışları konu edinen türlü haberlerle bir “vahşet günleri” görüntüsü verilmesine alıştık artık. Bayramın muhtevası es geçilir ve tartışılan yalnızca bunlar olur…İster Diyanet İşleri Başkanı olsun isterse tebliğ vazifesini yerine getirmeye çalışan sıradan bir mümin olsun… İslam’ın cemiyet hayatını tanzim eden hükümlerini dile getiren herkesi “başkalarının hayatına karışmakla” suçlayanların, söz konusu Müslümanların kurban ibadeti olduğunda pervasızca yorumda ve hatta hakaretlerde bulunmalarına alıştık artık. Onlara göre kurban kesmek çağ dışı bir harekettir, vahşiliktir. Avrupai imajımıza zarar vermektedir. Din adına konuşmanın vebalinden habersizce ve kendi heva-heveslerine göre kurban tanımı yapanlara da alıştık artık. Kurbanın ne etinin ne de kanının, yalnızca müminlerin takvasının Allah’a ulaştığını bildiren ayetleri istismar eder ve “Kurban kesmeye lüzum yoktur önemli olan takvanızdır!” derler… “Amaç fukaraya yardım etmekse tavuktan da kurban olur” derler… Milleti kurban kesmenin alternatifi işlere sevk etmek için türlü oyunlarına da alıştık artık. Her bayram birileri çıkar ve “bu bayram kurban kesip dolabıma et doldurmayacağım onun yerine şu kadar öğrenciye burs vereceğim!” nidasında bulunur ve takdir bekler…

Müminlerin ibadetlerini yerine getirebilmek için tatlı bir telaşa girdikleri günlerde oturdukları yerden onların bu çabasına hayasızca dil uzatmaktan çekinmeyenler, maddi durumu elverişsiz olduğu için üzerine vacip olmadığını bildiği halde borç alıp kurban keserek çocuklarını bayramın neşesinden, evini bereketinden, ihtiyaç sahiplerini etinden mahrum etmek istemeyenlerin saf iman dolu yüreklerini anlayamazlar. Müslüman aydınlarımızdan merhum Akif Emre işte bu yüzden Kurban Bayramı’nı kapitalist, insan merkezli, israf, gösteriş ve bireysel tüketime dayalı “Paradigmanın Çöktüğü Bayram” olarak tarif eder.

Kurban, müminler için Allah’a yakınlaşma isteğidir. Allah’ın verdiği sonsuz nimetlerin farkında oluştur, şükür vesilesidir. Efendimizin buyurduğu üzere bizlere,

“Babamız İbrahim aleyhisselamın sünneti”dir.(İbn Mâce, edâhî)

Hata ve günahlarımızdan bağışlanma niyazıdır. Müminler arasındaki dayanışmanın, paylaşmanın adıdır. Çocukların neşe, İslamlığın huzur günüdür. Her tanımın ötesinde biz Müslümanlara Yüce Allah’ın emri, Efendimiz aleyhisselamın sünnetidir…

RAHMET, DUA, TEŞEKKÜR VE TEBRİK

Henüz 16 yaşında bir lise talebesiyken, 2014 yılının Kurban Bayramı’nda kesilen etleri fakir fukaraya dağıtmak üzere sokak sokak gezerken PKK’lı teröristlerce vahşice şehit edilen Yasin Börü’ye rahmet olsun. Baskı ve işkence altında yaşayan cümle Müslümanların kurtuluşu için niyaz ederiz… Allah’a yakınlaşma vesilemiz kurbanlık hayvanları o şuurla yetiştiren mümin çiftçimize, ümmet coğrafyasının her bir köşesindeki fakir fukaranın kazanında pişmek üzere kurban eti ısmarlayan necip milletimize ve bu emanetleri taşıyan vakıf dernek çalışanlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz… Alem-i İslam’ın, bütün Müslümanların Kurban Bayramı şimdiden mübarek olsun.

Son Tweetler

Yerli ve Milli Heykeller Geçidi: Artık Bizim De Bir Heykelimiz Var - M. Sefai Aydoğdu Seriyye Dergisi - Temmuz 202… https://t.co/TJXDO9MJOZ
RT @SeriyyeVakfi: İstanbul Sözleşmesi’nin ne olduğunu biliyoruz. Felsefi ve şeytani temellendirmeleri,görülmek istenmese de,tarafımızca yap…
İslam Hukuku'nda Boşanma - Zahide Özkal Seriyye Dergisi - Temmuz 2020 https://t.co/QFuzDFR1pB
Takip Et Seriyye Dergisi on Twitter

Dergiler

Servet Turgut'un Kaleminden